background img

The New Stuff

Okudukça

OSMANLILARIN EN İNATÇISI ya da İNATÇI KERABAN
"Zaptiye Reisi Müşir'in emriyle, bugünden itibaren, İstanbul'dan Üsküdar'a ya da Üsküdar'dan İstanbul'a gitmek için Boğaz'ı geçmek isteyen her şahıs ve her türlü yelkenli ve buharlı teknelerle kayıklar için on paralık bir vergi tesis olunmuştur. Vergiyi ödemeyi reddedenler hapis ya da para cezasına çarptırılacaktır."

Bu durumda her 'normal' vatandaşın yapacağı şey, bu vergiyi itiraz etmeden ödemektir; ama insan Keraban Ağa'ysa, o vergiyi ödemez ve sırf on paralık bir vergiyi ödememek adına yarım saatlik yolu yaklaşık kırk beş güne yaymayı göze alır, üstelik de bu yolculukta harcanacak yüzlerce altın pahasına...

Karadeniz'in çevresini dolaşarak Üsküdar'daki evine dönmeyi kafasına koyan Keraban Ağa; Rumeli, Bulgaristan ve Romanya sahillerinden başlayarak Rus sınırına ulaşacak bir seyahat güzergahı belirlemiştir. Böylece Besarabya, Kerson, Tarida ya da Çerkezistan'dan geçecek, eski Pontos Eukseinos'un (bugünkü Karadeniz) kuzeydoğu kıyılarını dönecek, Osmanlı-Rus sınırına kadar gelecektir. Ardından, Osmanlıların en inatçısı, Karadeniz'in güneyinden, Anadolu sahillerinden, yeni vergi için tek kuruş ödemeden Boğaz'ın Üsküdar kıyılarına ulaşacaktır...

Keraban Ağa dediğini yapar; çünkü o az bulunur cinsten inatçılardandır; sırf yemek daveti nedeniyle peşinden sürüklediği zavallı Hollandalı'nın -ve tabii uşağının- bu yolculuğu en azından kısaltmak için getirdiği hiçbir öneriyi -örneğin tren, örneğin gemi- kabul etmez; yolculuk kara yoluyla ve at arabasıyla yapılacaktır, çünkü bu inatçı adam aynı zamanda bir teknoloji düşmanıdır...

Jules Verne, bu uzun yolculuğu bütün detaylarıyla anlatırken; kahramanlarımızın başına türlü dertler açmaktan da geri durmaz. Birbirinden ilginç tipler yaratmakta usta olan Jules Verne'in kitaptaki diğer kahramanları Keraban'ın eline su dökemese de onlar da en az Keraban kadar şaşırtıcı ve 'komik'...

Banker Selim'in güzeller güzeli kızı Amasya ve yardımcısı Necibe, Keraban Ağa'nın yeğeni ve Amasya'nın nişanlısı Ahmet, Kürt ağası Yanar ve kız kardeşi Sarabul olayların merkezindeki diğer isimler... Bir yanda yolculuk devam ederken, eşzamanlı olarak Ahmet'le nişanlı olan ama Saffar Ağa'nın da evlenmek niyetinde olduğu Amasya'nın yaşadıkları da yolculuğun heyecanına heyecan katıyor doğrusu...

Şaşkınlık verici gelişmelerle dolu, sadece nedeniyle bile yeterince ilginç bu macerada yazar Trakya'dan Karadeniz'e pek çok şehri ve kasabayı anlatıyor; Çatalca, Çorlu, Yeniköy, Saray, Vize, Pınarhisar, Üsküp, Burgaz, Odesa, Sinop, Sürmene, Çayeli, Pazar, Hopa, Fatsa bunlardan sadece birkaçı... Bütün bu yerleri Fransız bir yazarın gözünden okumak epey ilginç. Çünkü Jules Verne kahramanlarının yolculuğuna ve macerasına mekan olarak seçtiği bu kasaba ve şehirleri sadece yolculuğun durakları olarak değil, kimi zaman bir sosyal bilimcinin, kimi zaman bir tarihçinin ve hatta sanat tarihçisinin gözüyle ayrıntılandırarak, ilgi çekici bulduğu noktaları vurgulayarak anlatıyor:

"Van Mitten, yolda edindiği izlenimleri seyahat defterine not ederken 'Tuhaf bir ülke!' diye yazıyordu, 'kadınlar toprakta çalışır, yük taşırken erkekler kenevir eğiriyor ve örgü örüyor."

Sözün kısası İnatçı Keraban gibi olmak lazım bazen hayatta :)) ama olamıyoruz tabi her zaman

0 yorum :

Yorum Gönder

Reklam

Hosting