background img

The New Stuff

VERİLMESİ GEREKEN 5 SÖZ

"Seni seveceğime, sana saygı duyacağıma ve senin değerini bileceğime söz veriyorum...” Düğünlerde tanık olduğumuz, neredeyse atasözü haline gelmiş sözler... Her bir kişi diğeriyle sonsuza dek birlikte olacağına söz verir. Hiç kuşkusuz bu, ciddi ve derin bir taahhüttür. Nitekim, günümüzde boşanma oranı hâlâ yüzde 50 civarındadır.

Neden? Sözünü tutmayanların, sözlerine dürüstlük katmayanların oluşturduğu bir toplum muyuz yalnızca? İstatistiklere göre, her iki kişiden biri, sadakatsizlik, istismar, cinsellik ve para gibi gerekçelerle sözünü tutmuyor. Ne var ki, daha derine indiğinizde, bunların evlilik, nişan, hatta flört öncesinde var olan bir nedenin yalnızca belirtileri olduğunu görürsünüz. Gerçek sorun biz bekarken başlar ve biz ilişki yaşadıkça ortalığı kasıp kavurmaya devam eder. Esas suçlu? Sizsiniz. Esas sorun? Öncelikle hayatınızdaki en önemli eşe, kendinize, son derece kritik sözler vermeyi unutmuşsunuzdur.

Gerçek şu ki her ilişki öncelikle BEN ile kurduğumuz ilişkiyle başlar ve biter. Dolayısıyla, başkasına herhangi bir söz vermeden önce, kendinize -BEN- aşağıdaki sözleri verin, sonra bunlarla yaşamaya başlayın.

Birinci Söz: BEN’i Tanıyorum
“Gerçekten kim olduğumu bilmek için elimden geleni yapmaya ve o insan olarak, tam bir farkındalık ve bilinç eşliğinde, kendi içimde bütünlüklü yaşamaya söz veriyorum.”

Kulağa basit geliyor değil mi? Kim olduğunu bilmeyen var mıdır? Ne yazık ki böyle çok insan var. Çoğumuz otomatik pilota bağlanmış vaziyette yaşıyoruz; yapmakta olduğumuz şeyin yaşamda gerçekten istediğimiz şey olup olmadığından tamamen bihaber halde, Amerikan Rüyası merdiveninin (üniversite, meslek, evlilik, çocuklar, iş, emeklilik) bir sonraki basamağını çıkmak için durmaksızın çalışıyoruz. Ne zaman ki statükoyu sorgulamaya başlıyoruz, işte o anda yıllarca korku, ego ve duygusal yaralar gibi sağlıksız güdülerle sürüklendiğimiz gerçeğinin ayırdına varıyoruz. Çoğu insan buna “uyanmak” der; çünkü, kendinizin ve yaşamın düşündüğünüzden çok daha fazlası olduğunu kelimenin tam anlamıyla fark ediyorsunuz. Kim olduğunuzu ve yaşamdan ne beklediğinizi bilmek sizin görevinizdir. Duygusal yaralarınızı (Hepimizde vardır) iyileştirmek ve her gününüzü farkında ve bilinçli yaşamak için bu gereklidir.

Sözden Eyleme: Kendi kendini keşif, başkalarından yardım almayı gerektirir; bu kişiler, henüz göremediğiniz gerçeklere uyanmanızı sağlayacak katalizörlerdir. Hayatınızın öyle pek de harika olmayan bir alanını düşünün. Konuyla ilgili bir kendi kendine yardım kitabı edinin, bir çalıştaya katılın ya da bir koçla çalışın. Kendinizi keşfedin.

İkinci Söz: BEN’e Karşı Dürüstüm
“Ne olursa olsun, kendim hakkında ve kendime karşı sarsılmaz ve tavizsiz bir biçimde dürüst olmayı taahhüt ediyorum.”

Elbette, en iyi arkadaşınıza (Bu sizsiniz) yalan söylemek baştan sona aptalca görünüyor; ama, gerçek şu ki hepimiz kendimize yalan söyledik. İllüzyon Kral ve Kraliçeleri! Neden böyle bir şey yapasınız? Basit. Korkudan. Ama, gerçek korkusundan değil; bizi yaşamlarımız ve ilişkilerimiz hakkında illüzyonlar yaratmaya iten, gerçeğin doğuracağı sonuçların korkusundan... Birkaçını saymak gerekirse, yalnız kalma korkusundan, reddedilme korkusundan, aptal gibi görünme korkusundan... Ama, asıl gerçek şudur: Korku, yaşamın bir parçasıdır, ondan kaçış yoktur. Ne var ki bir seçim yapma imkanınız vardır; ya hakiki olup korkularınızı irdeleyecek ve gerçeklerinizi bulacaksınız ya da saklanıp korkularınız elinizde patlayıncaya kadar onları görmemezlikten geleceksiniz. Bugün söylediğiniz yalanları bilmek ve yarın yenilerini yaratmaktan vazgeçmek sizin görevinizdir.

Sözden Eyleme: Güvendiğiniz birine sorun: “Sence kendime yalan söylediğim bir konu var mı?” Sonra dinleyin. Tereddütlü olabileceklerini unutmayın. Dolayısıyla, onları içgörülerine ihtiyacınız olduğuna ikna edin ve bunu sağladıklarında dikkatle dinleyin ve teşekkür edin.

Üçüncü Söz: BEN’i Seviyorum
“Hayatımın geri kalanında her gün kendimi daha da çok sevmeye ve hayatımdaki herkesten bana karşı aynı sevgiyi göstermelerini talep etmeye söz veriyorum.”

Kendini beğenmenin, kendine saygı duymanın ve güvenmenin ötesinde bir şey olan kendini sevmek, kendinizi bilmek ve kabullenmek, hislerinizi doyasıya yaşamak ve yalnızca bütün bunları destekleyen insanları ve durumları hayatınıza çekmek konusunda verilen sarsılmaz bir taahhüttür. Bu sözü vererek, özür dilemeye, fedakarlıkta bulunmaya, küçük oynamaya, kendinizi paralamaya ya da ruhunuzun güzelliğini, gücünü ve kutsallığını yüzde yüz onurlandırmayan herhangi bir ilişkiye, düşünceye, inanca ya da faaliyete katılmaya hayır diyorsunuz. Bazı insanlar, sözlük dahil, kendini sevmenin bencilce ve narsistik bir yaklaşım olduğunu söyler. Saçma! BEN’i sevmezseniz, hak ettiğiniz koşulsuz sevgiyi başkalarından görmeyi nasıl beklersiniz?

Sözden Eyleme: Kendinizle ömür boyu sürecek bir aşk ilişkisine girin ya da bunu derinleştirin. En iyi arkadaşınız olun, kendinizi her şeyinizle sevin ve mutluluğunuzu bir öncelik haline getirin.

Dördüncü Söz: BEN’e Güveniyorum
“Sezgilerimi dinlemeye, bunun gerçek olduğuna inanmaya ve sunduğu rehberliğe her gün daha çok güvenmeyi öğrenmeye söz veriyorum.”

İçinizde her zaman neyin en iyisi olduğunu bilen çok zeki bir ruh vardır. Bu ruh, hoşunuza gitmese bile her zaman doğruyu söyler ve adı “sezgi”dir. Altıncı his, içgüdüsel duygu, öngörü, hatta kafanızın içinde bir ses gibidir. Onu dinlediğinizde, iyi şeyler olur; dinlemediğinizde, acı ve ızdırap yaşanır. Öyleyse neden kulak ardı edeceksiniz? Bazen sezgimizin söyleyecekleri hoşuma gitmez. Diğer zamanlarda onu mantıksız diyerek dışlarız. Diğer zamanlarda ise onu duyamayız; çünkü korku seslerimiz -bunlara cinler de deniyor- çok daha güçlüdür ve kafamız karışır. Göreviniz, sezgi kaslarınızı cin kaslarınızdan daha güçlü hale getirerek sezginizle çok yakın bir ilişki geliştirmektir. Bunun anlamı, bugünden itibaren sezginizin söyleyeceklerine kulak vermek ve buna göre davranmaktır.

Sözden Eyleme: Sezginizi çalıştırmaya başlayın. Mantıklı görünmeyen ama doğru olduğu hissini veren bir şey hissettiğinizde, gördüğünüzde, duyduğunuzda ya da sezdiğinizde işaretleri fark ederek işe başlayın. Size verdiği bilgi doğrultusunda hareket edin ve ne olduğunu gözlemleyin.

Beşinci Söz: BEN’i Onurlandırıyorum
“Kalbimin ve ruhumun arzuladığından daha azına asla razı olmayacağıma söz veriyorum.”

Bu sözü vermek ve tutmak, hayatınızı değiştirecektir. Asla razı olmak zorunda olmadığınıza inanırsanız, asla olmazsınız. Toplum sizi bunun tersine inanmaya koşullamıştır; dolayısıyla, kalbinizin ve ruhunuzun gerçekten ne istediğini bulmak ve ardından daha azına razı olmamaya söz vermek sizin görevinizdir. İnsanlar size bunun imkansız ya da bencilce olduğunu söyleyebilirler; ama bunun nedeni, o insanların kendi hayatlarında daha azına razı olmalarıdır. Kalbinizin ve ruhunuzun arzuları hakkında bencil olarak nitelendirilebilecek hiçbir şey yoktur. Onları yaşayın. Kendinizi öylesine derinden onurlandırın ve sayın ki hayatınızdaki her şey aynı derin onur ve saygıyı yansıtsın.

Sözden Eyleme: Önceki her söz bu son sözü destekliyor. Dolayısıyla, kendinize bir iyilik yapın ve beş sözün tamamını birlikte verin. Bunları kendi ifadelerinizle yeniden yazın. Yüksek sesle söyleyin. Bunlarla dans edin. Gerçekten taahhüt ettiğinizi hissettirecek her şeyi yapın. Gülünç olun ve kendi BEN töreninizi yapın. Sizce bir BEN töreni yapmak bir başkasına sözler vermek üzere pasta süsü gibi kat kat giyinmekten daha çılgın olabilir mi?

0 yorum :

Yorum Gönder

Reklam

Hosting